[email protected]

VİDEOLAR

7 Yaşındaki Filistinli çocuğu gözaltına aldılar (Video Haber)

 

Filistin’in Batı Şeria bölgesinde 7 yaşındaki bir Filistinli çocuğun İsrail askerleri tarafından yaka paça gözaltına alınmasının amatör görüntüleri yayımlandı.

Rusya Büyük Elçisinin Vurulma Anı / Suikastin Yeni Görüntüleri Ortaya Çıktı

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Gennadiyeviç Karlov’a yönelik silahlı saldırıda yeni görüntüler ortaya çıktı.

İşte o anlar…

Bir İstanbul Klasiği: Metrobüs 1,5 Saat Gelmedi, Yolcular Yolu Kesti

İstanbul’da bir metrobüs klasiği yaşandı. Bir buçuk saat boyunca metrobüs bekleyen yolcular, metrobüs gelmeyince yolu kapattı.

 

İstanbul’da çalışmaya başladığı ilk günden bu yana sıkça arızalanan, kaza yapan metrobuste bir klasik yaşandı. Uzmanların proje halindeyken dahi yanlış ulaşım çözümü olduğunu söylediği Metrobuste İstanbul’un yolcu yoğunluğunu kaldıramadığı için yine protesto yaşandı. Metrobus durağında 27 Ekim akşamı yaklaşık bir buçuk saat bekleyen yolcular yola inerek metrobus yolunu kapattı.

Sendika.org

Kaldıraç: 10 Ekim’de Ankara Garına

#10Ekim #AnkaraKatliamı’nın yıldönümü yaklaşırken, Kaldıraç bir açıklama yayımlayarak illerden otobüsler kaldırarak 10 Ekim saat 10.04’de Ankara garında olacağını duyurdu. ”10 Ekim Ankara katliamı, katliamlarla dolu mücadele tarihimizin dönüm noktalarından biridir” denilen açıklamada ”Bulunduğumuz her ilden, 10 Ekim 2016’da, tam bir yıl sonra yine Ankara Garı’nda olacağız” denildi.

14494726_529937540529458_1006405061286505545_n

Kaldıraç tarafından 10 Ekim Ankara katliamı’nın yıldönümü için yapılan açıklamanın tam metni şöyle:

 

10 Ekim, Saat 10:04’te Ankara Garı’ndayız!
Şehitlerimizin Bıraktığı Bayrağı Yerinden Kaldırmaya Gidiyoruz!

Tam 1 yıl önce, 10 Ekim 2015’de ‘devlet’ denilen aygıt ölüm saçtı Ankara Garı önünde. Eşit, özgür, kardeşçe, barış içinde, insanca bir yaşam için mücadele yürüten 101 kardeşimizi, 101 yoldaşımızı katlettiler, 100’lerce insanımızı yaraladılar.

10 Ekim Ankara katliamı, katliamlarla dolu mücadele tarihimizin dönüm noktalarından biridir.

1977 Taksim 1 Mayısı’nın bu topraklar için anlamı neyse, 10 Ekim Ankara katliamının anlamı da odur.

Egemenler, 40 yıl önce, devrimcilerin, işçi sınıfı ve halkların mücadelesinin yarattığı korkuyla nasıl saldırdı ise, 10 Ekim’de Ankara’da da aynı korku ile saldırmıştır.

10 Ekim katliamı, Gezi ve Kobanê direnişlerinde açığa çıkan ve 7 Haziran seçimlerinde kendini somut olarak ortaya koyan halkların, işçi ve emekçilerin ortak mücadelesine karşı, devletin, egemenlerin verdiği korkakça yanıttır.

Korkuyorlar!

2007 Taksim 1 Mayıs direnişlerinden başlayarak yükselen mücadeleden, Gezi Direnişi ile birlikte, insanca ve onurumuzla yaşayacağımız bir dünyanın mümkün olduğunu milyonların görmesinden korkuyorlar.

Emperyalist paylaşım savaşında kan gölüne çevirdikleri Ortadoğu’da, Kobanê direnişinde simgeleşen halkların eşit, özgür ve kardeşçe yaşam umudunun yeşermesinden, tüm bölgemizi sarmasından korkuyorlar.

Ve bu iki direnişin sahiplerinin gittikçe daha fazla yan yana gelmesi, ortak mücadeleyi geliştirmesidir onları çileden çıkartan.

10 Ekim Ankara katliamı, kendi korkularını bizlere; eşitlik, özgürlük, kardeşlik isteyenlere bulaştırma, boyun eğdirme çabasıdır.

10 Ekim’den bu yana, tam bir yıldır onlar; o gün neye karşı çıktık ise yapmaya, ne istedik ise onlara saldırmaya devam ediyorlar.

10 Ekim’den bu yana, tam bir yıldır biz; o gün neye karşı çıktık ise karşı çıkmaya, ne istedik ise istemeye devam ediyoruz.

Biz, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı’ndan şans eseri sağ çıkanlar; ortak özlemleri için kanı birbirine karışanlar; arkadaşlarını, yoldaşlarını orada bırakan ama asla unutmayanlar; orada olamadığı için suçluluk duyanlar; bu topraklarda ve dünyada sömürü ve zulmün olmadığı, insanca ve onurumuzla yaşayacağımız bir yaşamı hayal eden ve bunun için mücadele edenler;

Bulunduğumuz her ilden, 10 Ekim 2016’da, tam bir yıl sonra yine Ankara Garı’nda olacağız.

Yaşam için ölen ölümsüz ölülerimizin adlarını, anılarını unutturmamak için Ankara Garı’nda olacağız.

Kölece, insanlık dışı bir yaşama, savaş ve katliam politikalarına boyun eğmeyeceğimizi haykırmak için Ankara Garı’nda olacağız.
Katillerden hesap sormak, ailelerimizin yanında olmak için 10 Ekim’de Ankara Garı’nda olacağız.

Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber, Ya Hiçbirimiz!

10 Ekim, Saat 10.04’te Ankara Garı’na!

 

Not: İllerden Ankara’ya gitmek için otobüsler kaldırılacak, otobüsler için irtibat numarası olarak 0532 518 05 70 ve 0212 251 68 61 numaralı telefonlarla iletişime geçilebilir.

PKK’liler Teslim Oldu Haberi Kurgu Çıktı, İşte Mizansen Görüntüleri

Burjuva medyanın “zafer” diye servis ettiği “Nusaybin’de PKK’liler teslim oldu” görüntüleri kurgu olduğu ortaya çıktı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde askerlerin yere yatırılan kişilere nasıl poz vereceğiyle ilgili yönlendirme yaptığı görülürken, görüntüyü çeken asker, bir diğer askere; el işaretiyle, “Tamam böyle kal” dediği ve talimatı verdikten sonra ise, “Çıkın görüntüden” diye seslendiği duyuluyor.

Screenshot_2

Mardin’in Nusaybin ilçesinde burjuva medyanın “zafer” diye servis ettiği “Nusaybin’de PKK’liler teslim oldu” görüntüleri kurgu olduğu ortaya çıktı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde askerlerin yere yatırılan kişilere nasıl poz vereceğiyle ilgili yönlendirme yaptığı görülüyor.

Görüntüdeki askerin, yerde uzanan bir kişinin üzerine “beyaz bayrağı” koyduğu görülürken, kamera çekimi yapan askerin de talimat verdiği görülüyor. Görüntüyü çeken asker, diğer askere; el işaretiyle “Tamam böyle kal” dediği ve talimatı verdikten sonra ise, “Çıkın görüntüden” diye seslendiği duyuluyor.

Yine, görüntülerde anons yapan asker ise, “teslim oldukları” söylenilen kişilere, “Ailesini kurtarsın, toprağını kurtarsın. Oyun bitti, alet olmasın. Hayata gelsin, yaşama gelsin, adalete gelsin. Gelsin, gelsin, bekliyoruz, kurtarın kendinizi. Ailenizi kurtarın, hayatınızı kurtarın. Son iki dakika, adalete gelin” diye sesleniyor.

Ortaya çıkan görüntüler Burjuva medya muhabirleri ile TSK personelinin çizdikleri kurgu ile bu haberleri hazırlayarak kamuoyuna yansıttıklarını ortaya koyuyor.

Benzer iddialar TSK’nın PKK’ye yönelik operasyonları ardından açıklanan “şu kadar PKK’li öldürüldü” haberleri için de söz konusu olduğu iddia ediliyor.

Screenshot_3 Screenshot_4

Moskova’da Bombalı Rehine Krizi – Video Haber

Başkent Moskova’nın doğusundaki bir bankaya giren silahlı bir kişi, içeridekileri rehin aldı. Rehinelerin kurtarılmasının ardından üzerindeki bombayla bankayı patlatma tehdidinde bulunan saldırganın polis tarafından vurulduğu ve hayatını kaybettiği aktarıldı.

Akşam saatlerinde bankaya gelen maskeli ve silahlı saldırgan, içerideki görevleri rehin aldı. Görüşmelerin ardından silahlı saldırgan 6 kişiyi serbest bırakırken, kasa bölümünde çalışan bir kadının kendisini kasa odasına kilitlediği kaydedildi.

Life News kanalına konuşan bir kaynak, saldırganın içeridekilere üzerinde bomba olduğunu söylediğini ve “İstediğim parayı vermezseniz burayı havaya uçururum” dediğini ifade etti.

Sputnik’e konuşan bir kaynak, saldırganın bankaya girişini şöyle anlattı: “Kimliği belirsiz bir kişi elinde silahla banka şubesine girdi ve kendisini içeri kilitledi. Talepleri hala belirsiz. Özel kuvvetler olay yerinde” dedi.

Moskova polisinden yapılan açıklamada, “Saat 20.37’de, maskeli ve silahlı bir kişinin bankaya girdiği ve insanları tehdit ettiği, dışarı çıkmalarına izin vermediği yönünde bir çağrı geldi. Şu anda, 5 kişi dışarı çıktı. İçeride en fazla 3 kişi bulunuyor” denmişti.

Kaynak: Sputnik

 

Dokunulmazlık Görüşmelerinde HDP’den CHP’ye Uyarı

Dokunulmazlıklarla ilgili anayasa değişikliği TBMM’de görüşülüyor. HDP Grubunu adına söz alan HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken CHP’yi tarihi hata yapmamaları konusunda uyardı. Baluken AKP ve AKP’nin tabanına da seslendi.


AKP’nin HDP’yi meclisten atma yasa tasarısına yönelik görüşmeler sürerken, gözlerin çevrildiği HDP, görüşülenin “dokunulmazlık yasa tasarısı” olmadığını “darbenin kabul edilip edilmediği” olduğunu açıkladı. Görüşmelerde HDP adına konuşan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, “Geçmişte Başkanlık sistemi için ‘ABD emperyalizminin bize dayattığı bir oyundur’ diyen Erdoğan’ın bugün bu sistemi bize ve halklarımıza dayattığını” söyledi.

Baluken, şöyle konuştu: “HDP’nin tasfiyesi ile bütün muhalefetin tasfiye edileceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Bu durumu AKP ve Erdoğan için bir hayat memat meselesi olarak görmek lazım. HDP, 7 Haziran seçimlerinde önce ‘Seni Başkan Yaptırmayacağız’ demiş ve parti çalışmalarına ve mitinglerine yapılan bombalara rağmen bu iddiasını hayata geçirmiştir. HDP, 1 Kasım seçimlerinde darbe barajını aşmayı başarmış Erdoğan’ın totaliter rejim planlarını boşa çıkarmıştır. Her türlü karalama linç kampanyaları kesintisiz bir şekilde sürdürülmüştür. Sur, Cizre, Nusaybin başta olmak üzere katliam planları ile bile HDP’nin mücadelesi bastırılamamıştır.”

Baluken, bütün bunlara rağmen sonuç alamayan AKP ve Erdoğan’ın son çare olarak HDP’yi meclisten atmaya karar verdiği söyledi.

Muhtardan Erdoğan’a “Allah benim canımı sana bahşetsin” Nidaları -Video Haber

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugünkü muhtarlar toplantısında ilginç anlar yaşandı.

Erdoğan "Kula kulluk etmeyin" dedi, muhtar "Allah benim canımı sana bahşetsin" diye bağırdı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugünkü muhtarlar toplantısında ilginç anlar yaşandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Muhtarlar toplantısında konuştu. Erdoğan “Bir müslümana Kulla Kul olmak yakışmak. Biz ancak rabbimizin huzurunda rükuya eğiliriz. Başka bir yerde asla” dedikten sonra bir muhtar ayağa kalkarak “Allah benim canımı sana bahşetsin ki bu dünya batıl yaşasın” diyerek bağırdı. Salondaki diğer muhtarlar da alkışlarla destek oldu.

Kaynak Birgün

Ali İsmail’e ‘Son Tekme’yi Atan Polisin Avukatı: Emri Veren Erdoğan’da Yargılanmalı

Gezi direnişi sırasında Eskişehir’de esnaf ve polisin elbirliğiyle dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’a ‘son tekme’yi atan polis Mevlüt Saldoğan’ın avukatı, “Emri ben verdim” diyen dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın da yargılanması gerektiğini savundu.

ali ismail kamera sb

Ali İsmail Korkmaz davasında temyiz duruşması Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nde yapıldı.

Cumhuriyet’in haberine göre; temyiz duruşmasında polis Saldoğan’ın avukatı Mutlu Karayılan, Erdoğan’ın, “Emri ben verdim” dediğine dikkati çekerek, “Ama ne hikmetse görevi verenler değil, sadece görevi alanlar, müvekkil konu mankeni olarak bu suçu işlediği yönünde algı oluşturulmuştur. Yargılamanın selameti açısından eğer yargılama olacaksa bahsettiğimiz kişiler de yargılamaya dahil edilmelidir” dedi.

Avukat Karayılan duruşmadaki savunmasını, görüntülerde sanık polis Saldoğan’ın dövdüğü kişinin Korkmaz olmadığı ve Korkmaz’ın kullandığı kalp ilaçları nedeniyle beyin kanaması geçirdiği ve hastane enfeksiyonu nedeniyle de yaşamını yitirdiği tezi üzerine kurdu.

Müvekkili Saldoğan’ın, amirlerinin emriyle çalıştığını savunan Karayılan, “Bizzat dönemin başbakanı‘Talimatı ben verdim’ demiştir. İçişleri Bakanı ve Vali de ‘Emri ben verdim’ dedi. Bahsettiğimiz kişiler de yargılamaya dahil edilmelidir” diye konuştu.

Duruşma 4 Şubat’a ertelendi.

Ne olmuştu?

Eskişehir’de polis ve esnaf tarafından dövülerek öldürülen Korkmaz’ın davasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanık polis memurları hakkında yerel mahkemenin verdiği cezaları onamış, tutuklu sanık polis memuru Mevlüt Saldoğan’a, ‘kasten yaralama sonucu ölüme neden olma’ suçundan 13 yıl hapis cezası verilmişti. Bu ceza daha sonra ‘iyi hal’ nedeniyle 10 yıl 10 aya düşürülmüştü.

İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu ve Muhammet Vatansever’e altışar yıl sekizer ay, tutuksuz yargılanan polis memuru Yalçın Akbulut’aysa 10 yıl hapis cezası verilmişti.

Ali İsmail Korkmaz, O Fırının Önünde Anıldı

Eskişehir’de 2 Haziran 2013 tarihinde Gezi Direnişine destek vermek için yapılan eylemde, polis ve sivil kişilerin saldırısına uğrayıp tedavi gördüğü hastanede 38 gün sonra yaşamını yitiren Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Ali İsmail Korkmaz, dövüldüğü fırının önünde anıldı. Hatay’dan gelen baba Şahap Korkmaz ve ağabey Gürkan Korkmaz kitleyle birlikte Ali İsmail Korkmaz’ın fotoğrafının önüne kırmızı karanfil bıraktı.

1

 

Ali İsmail Korkmaz’ın saldırıya uğradığı Kurtuluş Mahallesi Sanayi Sokak’taki ekmek fırının önünde akşam saatlerinde anma töreni düzenlendi. Anma etkinliğine baba Şahap korkmaz, avukat olan ağabey Gürkan Korkmaz ile birlikte yaklaşık 200 kişi katıldı. Ali İsmail Korkmaz için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulmasının ardından kitle ’Hepimiz Ali’yiz öldürmekle bitmeyiz’, ’Katil devlet hesap verecek’ ve ’Ali İsmail Korkmaz ölümsüzdür’ sloganı attı.

 

Baba Şahap Korkmaz yaptığı konuşmada, “İki sene oldu, Ali’siz yaşıyoruz. Bu sokakta o gün vahşet yaşandı. İnsan katledildi. Nerede buradaki insanlar. Nerdeydi o zaman. İnsan hiçbir zaman başkasının yalakası olmaması lazım. Eğer o insana haysiyeti namusu şerefi varsa kimseye yalakalık yapmaması lazım. İnsanlığını nerde olsa göstermesi lazım. Buradaki o vahşet işlendiğinde buradaki insanlar nerdeydi? Eğer bir kişi önünde haksızlık yaşanıyorsa, görüyorsa, ağzını gözünü kapatıyorsa yazıklar olsun” dedi.

 

Ağabey Gürkan Korkmaz da konuşmasında kendisinin Eskişehir Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu belirtti. Ali İsmail Korkmaz ile saldırıya uğradığı 2 Haziran 2013 tarihinde olaydan bir-kaç saat önce internet üzerinden görüştüklerini anlatan Gürkan Korkmaz, “Tam iki sene oldu. Tam iki sene önce bu saatlerde Ali İsmail ile internet üzerinden görüşme yapıyorduk. Annem bilgisayarın arkasına geçti ve bana ’oğlum bak kardeşini uyar kısık bir sesle. Olaylara karışmasın.’ Ben de dedim ki ’Ben de Eskişehir mezunuyum. Eskişehir’in halkı, Eskişehir’in esnafı, Eskişehir’in insanı Ali İsmail’i korur. Ali İsmail’e bir şey olmaz. Gençlerimize, oraya binlerce ailelerin güvenip ailelerin uğurladığı binlerce öğrenciye Eskişehir halkı, Eskişehir’in esnafı korur dedim. Çünkü Eskişehir’e gelen öğrenci buradan diplomasıyla, mezuniyet cübbesiyle doktor olur, avukat olur, burada tanıştığı arkadaşlarıyla dost olur, arkadaş olur, sevgili olur, evlenir eş olur. Baba olur, çocuklarına Eskişehir anılarını anlatır. Ama Eskişehir’e gelen bir öğrenci cübbe yerine kefenle, diploma yerine ölüm belgesiyle, otobüsle, uçak yerine tabutla evine gönderilmez. Eskişehir’in halkı, Eskişehir’in esnafı buna izin vermez’ dedim. Ama bilemezdim kendini Alperen sanan, kendini kahraman sanan esnafla o AKP’nin zinciri elinde olan polisin işbirliği yapıp sadece koştuğu için, sadece biber gazından etkilenmemek için koştuğu sokakta işbirliğiyle öldürüleceğini, dövüle dövüle öldürüleceğini, hatta aralarında yaşıtlarının olduğu kişiler tarafından, babası yaşında büyükler tarafından, 8 kişi tarafından darp edileceğini, öldürüleceğini bilemezdim. Maalesef bu, Eskişehir halkının anlına haksız yere çalınan bir kara leke oldu. Ama siz onurlu Eskişehir halkı olarak bu haksız yere çalınan kara lekenin, haksız yere çalındığını gösterdiniz. Hep yanımızda oldunuz. Ali İsmail’in adını yaşatma, Ali İsmail’in kavgasını sürdürme noktasında bizim ayakta durmak için en büyük güçlerimizden, en büyük dayanaklarımızdan biri oldunuz. Eskişehir halkına teşekkür ediyoruz. Ali İsmail’in ölmediğini, binlerce, milyonlarca Ali İsmail olarak yeniden dirildiğini bize gösterdiniz. Ali İsmail ölmedi. Biz Ali İsmail’in abisiyiz, ablasıyız, annesiyiz, babasıyız dediğinizde onurla, gururla söylüyoruz. Ama o hainler, o alçaklar, o şerefsizler gün gelecek toprağın altına girdiklerinde mezar taşlarına isimlerini yazmaktan çekinecek aileleri. Utanarak söyleyecekler ve çok merak ediyorum nasıl evlatlarına ellerini sürecekler” diye konuştu.

Konuşmaların ardından kite fırının karşısında yere konulan Ali İsmail Korkmaz’ın fotoğrafının yanına kırmızı karanfiller bıraktı. Baba Şahap Korkmaz eğilip oğlunun fotoğrafını öptü.

 

#AliİsmailKorkmaz

#GeziDirenişi

#Heryerdeyiz

#Direnişteyiz

Mehmet Ayvalıtaş Mezarı Başında Anıldı : ”Rahat Uyuyun Çocuklarımız, Buradayız”

Gezi Direnişi sırasında Direnişe destek vermek için 2 Haziran 2013 günü İstanbul 1 Mayıs Mahallesinde yapılan eylemde , kitlenin üzerine bilinçli olarak sürülen arabanın çarpması ile şehit düşen #MehmetAyvalıtaş ölümünün ikinci yılında mezarı başında anıldı.

3

Çekmeköy Mezarlığı’nda yapılan anmaya Ayvalıtaş ailesi, birçok kurum ve siyasi parti temsilcisi katıldı. sık sık “Gezi şehitleri ölümsüzdür”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak”, “Her yer Taksim her yer direniş” sloganlarının atıldığı anmada Mehmet Ayvalıtaş’ın resimleri taşındı.

Mehmet Ayvalıtaş’ın babası Ali Ayvalıtaş, oğlunun katledilmesi ile büyük bir acı yaşadıklarını, eşi Fadime Ayvalıtaş’ın yaşadığı acıya dayanamayarak hayatını kaybettiğini hatırlattı, “Ailemize çok büyük acılar yaşattılar. Önce oğlumu, sonra eşimi aldılar” diye konuştu.

Oğlunun ölümünden AKP iktidarının sorumlu olduğunu söyleyen baba Ayvalıtaş, Gezi’nin ardından iktidarın ülkeyi daha da büyük bir karanlığa doğru sürüklediğini belirtti. Baba Ayvalıtaş şöyle konuştu: “Her gün kadınlar çocuklar öldürülüyor. IŞİD’e silah yollayarak insanların birbirini öldürmesine sebep oluyorlar. Provokasyonlar örgütlüyorlar, daha dün HDP binalarını bombalatıp ‘DHKPC yaptı’ dediler ama IŞİD olduğu ortaya çıktı. Ülkeyi her geçen gün daha da kötü bir noktaya götürüyorlar. Kimse için istemem ama bizim çocuklarımız ne çektiyse onların çocukları da aynı acıları çeksin.”

SODAP adına yapılan açıklamada ise  “Seçimlerde AKP yenilecek. Mehmet’in hesabını soracağız” denildi. Taksim Dayanışması adına konuşan Yüksek Mimar Mücella Yapıcı da “Rahat uyuyun çocuklarımız, anneler. Buradayız” dedi. HDP adına yapılan konuşmada ise,  “7 Haziran’da AKP’yi yeneceğiz ve analarımızın gözyaşlarını sileceğiz” denildi. Ayvalıtaş ailesinin avukatları da dava süreci ile ilgili bilgi verdi.

1 2

 

Konuşmaların ardından Mehmet Ayvalıtaş’ın hayatını kaybetmesinin ardından oğlunun acısına dayanamayarak kalp krizi sonucu yaşama veda eden Fadime Ana’nın mezarı ziyaret edildi.

Mezarlıkta yapılan anmanın ardından 1 Mayıs Mahallesi Pir Sultan Cemevi’nde Ayvalıtaş ailesi adına lokma dağıtımı yapıldı.

 

15 – 16 Haziran Yol Gösteriyor Metal İşçilerinin Direnişi Büyüyor – ÖZEL HABER

Her şey önce bir ‘milli güvenlik’ sorunuydu

  • Birleşik Metal-İş’e bağlı metal işçileri Ocak ayında bir greve çıktılar. Çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve toplu sözleşme haklarının gaspının ortadan kaldırılmasına ilişkin… 10 farklı kentte ve 22 farklı fabrikada başlayan 15.000 işçinin katıldığı grev 29 Ocak tarihinde Bakanlar kurulunun aldığı kararla ertelendi.

Bakanlar kurulu grevin “milli güvenliği tehdit edici nitelikte” olduğuna karar vermiş, Birleşik Metal-İş önce kararı tanımıyoruz demiş sonrasında ise “yasa dışı bir greve dönmeden biz işçileri fabrikalara sokarız” demişti.

Bakanlar kurulu haklıydı “milli” güvenlik tehlikedeydi, işçilerin güvenliği zaten genelde tehlikededir. Birleşik Metal-İş de haklıydı, sendikaların asli görevi işçileri fabrikalara geri sokmaktır en nihayetinde… 

  • Mayıs ayında imzalanan TİS (Toplu İş Sözleşmesi)’te ücretlere ilk altı ay yüzde 7 artı 70 kuruş, ikinci altı ay yüzde 7 artı 20 kuruş, üçüncü altı ay enflasyon artı 15 kuruş, dördüncü altı ay için ise enflasyon artı 15 kuruş zam yapıldı. İmzalanan sözleşmeyle Bosch işçilerinin ücretleri MESS (Metal Sanayicileri Sendikası) sözleşmesi kapsamında olan diğer fabrikaların ücretlerini geçti.

Bursa’da Renault, Coşkunöz, Mako, Delphi fabrikalarında çalışan metal işçileri; Bosch’ta kendileri gibi Türk-Metal’e mensup olan işçilere daha yüksek ücret verilmesine karşın kendileri için de daha iyi sözleşme talebiyle eylemlere başladı. Yürüyüşler, yemek boykotları ve sendika önünde protestolarla devam etti.

Coşkunöz, Renault, ve Mako fabrikalarından öncü işçilerin oluşturduğu ‘Fabrikalar Arası Kurul’ bu tepki ve arayışı koordineli hale getirerek ortak talepler etrafında bir dizi karar aldı.

İşçiler taleplerini üç başlıkta topladı:

  1. MESS ile imzalanan yürürlükteki sözleşme Bosch ile imzalanan sözleşmeyle yenilenecek.
  2. Sözleşme görüşmeleri sendikanın belirlediği temsilcilerle değil, sendikadan bağımsız, işçilerin seçtiği temsilcilerle yürütülecek.
  3. Hiçbir işçi işten çıkartılmayacak

“Taleplerimizi kabul edeceksiniz, polise haber verirseniz fabrikanızı kaybedersiniz!”

Bu talepler için işçiler patrona ve Türk Metal sendikasına 5 Mayıs’a kadar süre tanıdı. Tarihler 5 Mayıs’ı gösterdiğinde hiçbir değişiklik yapılmadı. İşçiler Türk Metal’den toplu istifa için buluştu. Türk Metal mafyası, işçilere saldırdı. İstifa dilekçelerinin alınacağı bilgisayarlar parçalandı.

16 işçi işten atıldı.

Renault işçileri kararlı: “Arkadaşlarımız işe geri alınmazsa üretim falan yok!” dediler. Patron görüşme istedi, temsilciler gitti, görüştü. Geriye kalan talepler için 21 Mayıs’a kadar süre istedi ve işçileri işe geri almak zorunda kaldı. Renault işçileri, iş başı yaptı.

“Dönmek yok! Ölmek? O bizim ‘fıtrat’ımızda var “

  • 15 Mayıs’ta patronun ek zam talebini reddetmesi üzerine sabah 08.00 civarında fabrika önünde 4 bin 500 işçi toplandı. İşçiler ‘olumlu bir sonuç çıkmazsa direnişe devam edeceğiz’ dedi.

16 Mayıs’ta binlerce metal işçisi Renault önünde direnişini sürdürürken Tofaş ve Coşkunöz Fabrikalarında da işçiler üretimi durdurup direnişe geçti. İşveren yaptığınız eylem ‘yasadışıdır’ diyerek işçileri tehdit etti. Tofaş ve Renault yönetimi pazartesiye kadar tatil kararı aldığını açıklarken, Coşkunöz’de ise yönetim pazartesiye kadar üretimin devam etmesini istedi. İşçiler yönetimin talebine “Ölmek var dönmek yok!” sloganıyla yanıt verdi.

“Söz uçar yazı kalır, üretimden metali alın geri neyi kalır…”

17 Mayıs’ta  Vali, fabrikaların insan kaynaklarından, MESS ve Türk Metal Sendikası’ndan yetkililerle görüşüp uzlaşma sağlamaya çalışacağını belirtti. “Kimse işten atılmayacak” sözleri üzerine işçiler “imza istiyoruz” “sözle hareket etmeyeceğiz” karşılığını verdiler.

CURLY BRACKETS TO (1)

Üretimin durduğu üç fabrikaya 18 Mayıs’ta Mako, 19 Mayıs’ta ise Valeo da katıldı.

Renault marka arabası olan insanlar, markanın üzerine kağıtla “diren” yazarak Renault direnişine destek olmaya başladı. Destek bununla da sınırlı kalmadı, İstanbul’da, Ankara’da İzmir’de Metal İşçisine destek eylemleri yapıldı.

Bu arada TOFAŞ’ın patronu tarihi bir karar aldı. Belki de dünya üzerinde ilk defa bir patron üretimi durdurma kararı aldı, ilk olan kısmı ise fabrikada işçiler üretimi durdurduğu halde üretimi durdurması… Ambulansın arkasına takılıp trafiğin önünde açıldığını düşünmek gibi yani… Ambulansın içinde yatan sermayesinin derdiyle hem de…

Bursa KESK şubeler platformu metal işçilerine destek için basın açıklaması yaptı, işçilerin talepleri derhal karşılanmalıdır dedi. Çağdaş Hukukçular Derneği ise yazılı bir açıklama yaptı, metal işçilerine destek olmak için… Akademisyenler de imza topladı. “Yaptığınız insan haklarına aykırıdır” dedi.Untitled-1

“Soru bir sendika nedir? Soru iki sendika kimin hakkını savunur? Soru üç Türk Metal bir sendika mıdır?”

21 Mayıs’ta Ankara’da Koç Holding’e bağlı Türk Traktör fabrikası içinde yürüyüş yapan işçiler, fabrika yöneticileriyle yaptıkları görüşmenin ardından mesaiye kalmayarak fabrikadan ayrıldı. Türk Metal sorgu işleri daire başkanlığı tamamen duygusal sebeplerle işçilerin yanına giderek masumane sorularını sordu “Neyden memnun değilsiniz? Buralarda Müslüm denen bir hıyar varmış?”

  • Coşkunöz işçileri, direnişlerini sürdürürken temsilciler yerine takım liderlerini görüşmeye çağıran patron direnişin gerisinde kalan takım liderlerini işe geri dönmeye ikna etti. Coşkunöz işçisi işe dönmeyi reddetse de ertesi gün yayılan ‘çok insan işe geri döndü’ söylentisiyle direniş kırıldı. İşçiler diğer fabrikaları uyardı: Kendi temsilcilerinizden vazgeçmeyin!

“e-artık yeter, e-bu da sendika mı, e-biz de insanız”

Kocaeli’de, Türk Metal’den toplu halde istifa edeceklerini açıklayan Ford Otosan işçileri, Sabri Yalım Parkı’nda bin 500 işçinin bir araya gelmesiyle e-devlet üzerinden istifalarını gerçekleştirdi. İstifanın ardından bir basın açıklaması yapan işçiler daha önce açıkladıkları taleplerinin karşılanmasını istedi.

  • 22 Mayıs’ta 6 saat süren toplantı sonunda Renault işçilerinin talepleri önce fabrika yönetimi tarafından kabul edildi. Kabul edilen protokolün işçi temsilcileri tarafından imzalandığını da belirten işçiler daha sonra MESS’in fabrika yönetimiyle ayrı toplantı talep ettiğini ve 2 saat sonrasında imzalanan protokolün yok sayılıp yeni ve bilindik dayatmayla gelindiğini söylediler. MESS işçilerin taleplerini tabi ki reddetti.

Sendikaysa sendika, üyesinin hakkını savunan sendika MESS!

Sabah saatlerinde patron fabrikada çalışan memurlara işçi kıyafeti giydirip üşenmeden basını çağırıp fotoğraf çektirip “işçiler iş başı yaptı” diye son dakika yalan haber servis etti. Bu kadar uğraşı işçiler için verseydi, işçiler gerçekten iş başı yapabilirdi…

  • Tofaş’ta bir işçi bebeğini kaybetti. Eşi düşük yaptı, haberi gelince ağlayarak ‘direnişi bırakamam’ dedi. İşçi sınıfının kararlılığı, ölüm karşısında yaşamın nasıl bir inançla savunulacağını bir kez daha gösterdi.

Kocaeli Spor taraftar grubu Hodri Meydan, ‪Ford‪ ‎Otosan direniş alanına geldi, işçileri ziyaret etti. Ford işçileri, gece yarısı servislerle kapıya gelerek “hadi gidelim” diyen patrona da kulak asmadı. Sonuçta işçi sınıfı geceleri eğlenmeye pek vakit bulabilen bir sınıf değil. İşçilerin patronun gündüz böyle bir teklifle gelmesi durumunda teklifi değerlendirebilecekleri düşünülüyor.

25 Mayıs’ta Türk Traktör, Türk Metal sendikasının gitmesi, yemek ve servislerinin iyileştirilmesi, Cumartesi izinlerinin geri verilmesi, ücretlerin saat ücreti üzerinden BOSCH’da imzalan sözleşmeyle aynı oranda olması ve eylemlerden dolayı kimsenin işten atılmamasını talepleriyle direnişe geçti.

  • Direnişe Bekaert, Baysan Kazan, Çelikord, Manga Otomotiv’den sonra UNİLEVER fabrikası işçileri destek vermeye başladı.

Ford Otosan firmasının Eskişehir’in İnönü ilçesindeki fabrikasında çalışan işçiler,’ücretlerinde iyileştirme yapılması’ ve ’Türk Metal Sendikası’nın Ford fabrikasından çıkması’ talepleriyle fabrika bahçesinde iş bırakma eylemine başladı.

  • Renault’ta işçi temsilcileriyle patronlar arasında yapılan görüşme yaklaşık 7 saat sürdü. İşçilerin kimsenin işten atılmaması ve işçi temsilcilerinin muhatap alınması talepleri kabul edilirken, avans, pirim ve banka promosyonu verileceğini ancak  saat ücretlerine zam yapılmayacağının bunun için bir ay süre istendiği patronlar tarafından dile getirilmesinin ardından işçilerden “Teklifiniz sizin olsun, biz direnmeye devam ediyoruz” kararı çıktı.

26 Mayıs’ta Ford Otosan direnişinin temsilciler kurulunda yer alan iki işçi işten atıldı.

  • Kartal ve Gölcük’te bulunan fabrikalardaki İşçiler ile iletişime geçmeye çalışan Eskişehir Ford işçileri Türk-Metal tabelalarını söküp diğer illerdeki arkadaşları ile birlikte birlik sağlanırsa yeni bir sendika kurmaya hazırlanıyor.

Bolu’daki Arçelik fabrikasında çalışan yaklaşık 600 işçi, Ford fabrikasında eylemlerini sürdüren işçilere destek vererek yetkili sendika Türk Metal Sendikası’nı alkış ve ıslıklarla protesto etti.

  • Gebze Organize Sanayi’de kurulu bulunan Türk Metal’in örgütlü olduğu Arçelik LG fabrikasında işçiler yarın sabahtan itibaren eyleme geçme kararı aldı. Ancak bu haberi duyan patron, işçileri ücretli izne çıkardı. Patronun işçileri bu kadar çok düşünüyor olması göz yaşartıcı…

Polatlı’da bulunan ORS işçileri 500’e yakın işçi, “Türk Metal istifa” sloganları atarak sendikaya tepki gösterdi.

  • İzmir Çiğli’de Kurulu CMS fabrikasında işçiler fabrika içerisinde eylem yaptı. “Türk Metal istifa”, “Türk Metal gidecek dertler bitecek”, “Türk Metal defol CMS bizimdir” sloganları ile yürüyen işçiler daha sonra fabrika dışında açıklama yaptılar.

 

Metal işçilerinin direnişi devam ediyor. Direniş yayılıyor, her toplu sözleşme döneminde işçileri yüz üstü bırakan Türk Metal’den, Bakanlar Kurulu kararını alın yazısı olarak kabul eden Birleşik Metal-İş’ten, tabela sendikacılığı yapan Çelik-İş’ten haliyle ümidi kesen işçiler kendi sendikalarını kurmak için kollarını sıvadı.

CURLY BRACKETS TO (2)

 

 

 

 

 

 

 

Butonları Göster
Gizle