Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam – Özgün Aksakal

    Haziran Ayaklanması’nın umudu sandığa sığmadı. Bükmeyin hemen boynunuzu. Basıp geçemezsiniz zulmün karşısında çünkü. Dünü unutup sandıklara bağladığınız için umudunuzu, bugün böylesine büyük hayal kırıklığınız. Kaldırın başınızı, gelin sabırla örelim geleceği.

    Ne Aziz Nesin, ne Aysun Kayacı alıntılarınızla aşağılamayın insanları. Çoban diye aşağıladığınız Dersim verir cevabınızı. Aşağılamak, küçümsemek ile insanları ikna edemezsiniz- yalnızca kendinizi küçültürsünüz. Gerçekten aydın olduğunuzu zannediyorsanız, inin sokağa yüzleşin gerçekliğiyle. Anlatmayın, dinleyin. Öğretmeyin, öğrenin. Kendi ilkesizliğinizin, kendi sabırsızlığınız ya da sandığa terk ettiğiniz mücadelenin vebalini başkalarının omuzlarına yüklemeyin. Soğuk sular çarpın yüzünüze ve bir gelecek inşa etmek için gereken uzun soluklu fedakarlığı farkedin.

    Başat sorun olarak koyduğunuz AKP, tetiği çeken eldir fazlası değil. Ne Akp’nin gitmesi onu destekleyen milyonları dönüştürür, ne de gitmesini isteyen milyonları daha iyi bir şeye dönüştürür. Mücadele öğretir, mücadele dönüştürür. Haziran’da ektiği tohumları sulamayan bir halk, ölü hasadını toplar böyle sandıktan. Halkın fiili yönetime katılmadığı yer ne adla çağırılırsa çağrılsın diktatörlüktür. Tetiği çeken eli değiştirmek silahı bir gün susturur, ikinci gün değil. Kalıcı bir çözüm ancak ve ancak uzun soluklu bir mücadelenin eseri olabilir. Battığımız pisliği ancak devrim temizler, başka bir şey değil.

    Dün tatava yapma dediyseniz de sevgili dostlar, geleceğinize basıp geçerek onu terk etmeyin. Mideniz kaldırdıysa bir balkon konuşması dinlediniz. Bir tanrı rolüne bürünen ve tebaasına sonsuz gazabı ile merhametini sunan bir diktatör izlediniz. Sizlere daima sandığı gösteren, yalnızca orada kazanabileceğini ve tetikçiliğini yaptığı düzenin de yalnızca orada kaybetmeyeceğini bilen bir adamı izlediniz. Eliyle başlayacak rövanşist dalgayı oylarımız göğüsleyemeyecekti, yarın da göğüsleyemeyecek. Et ile tırnak olmuş bir devletle iktidarını birbirinden ayıramazsınız. Ya birlikte toprağa gömersiniz, ya da boyun eğersiniz.

    Bu daha başlangıçsa böyle bir başlangıç. Bir anlık öfke miydi Haziran’da döken sokağa sizleri? Yoksa onlarca yıllık sömürü, zulüm ve umutsuzluk muydu bir anlık öfkenin milyonlarlarda volkan gibi patlattığı? Haziran kiminizin öfkesini giderdi belki, ama zulüm hep baki. Çelikten yoğuruluyor iken dün ve bugün milyonların hayatları, dün Haziran’da mümkündü herşey; bugünse değil gözükmekte çoğumuz için. Ölüm bile giymedi üzerine giydirilmek istenen güzel elbiseyi. Kralımızın çıplak olmasından utanmayalım, baki kalacak krallar- biz krallığı parçalamadığımız sürece.

    Sandıkla kurulmayan düzen, sandıkla da yıkılmıyor. Seçim öncesi saldırıyorduysa Akp, saldırıyorduysa devlet sokaktaki kitleye, bu, kitleyi yeniden sokaklara çekmek için değildi. Sokaklardan geri çekmek içindi. İtidal çağrıları yapıldı ve görüldü ki alanlardan çekilenler dumandan yakınanlarmış, ateşin yıllardır yakmakta olduğu kimseler değil. Hepbirlikte yanmadığımız sürece çıkmayacak bu karanlıklar aydınlığa. Biz siyaseti kasetlere, devlet içi hesaplaşmalara vs. bıraktıkça karanlık baki kalacak. Kendi sesini bulmalı halk, ilkesiz ittifaklardan kaçınmalı adı ne olursa olsun. Bugün soğuk sular çarpalım yüzümüze, dün Akp’lilere verdiğimiz öğütleri kendimiz uygulayalım önce. Yanılmaktan utanmayalım, utanç devrimci bir duygudur. Gerçekliği görelim.

    Ya Barbarlık Kazanacak, Ya Sosyalizm!