25 Kasım: Affedersiniz Bunlar ‘Cinsiyetçi’: 2015’in Cinsiyetçi Söylemleri

“Kadın cinayetlerini sağır sultan duydu” diyenden “Kadın cinayeti demek konuyu büyütüyor” diyene, “Bir kadın olarak sus” diyenden ‘Kadın gibi yaşamayacağız’ diyene… “Tecavüzler artıyor, çünkü rüzgar eken fırtına biçer” diyenden, kendisini sırtını dönerek protesto eden kadınlar için ise ‘Affedersiniz bunlar ahlaki olmayan yöntem, affedersiniz sırt!’ diyene… Ataerkil toplumun hegemonik erkekliğinin eril ve cinsiyetçi söylemlerine ‘sırtımızı dönüyoruz.’

650x410cc-ank-17-11-15-cinsiyetci-soylem-manset

“Ve erkekler ne der diye düşünmeden yazıyoruz” diyen kadınlar, patriyarkanın bütün temsilcilerine şöyle cevap veriyor: “Kadının yeri kimsenin yanı değil. Büyütüyoruz, isyan ediyoruz, katlanmıyoruz ve kolun kırılmasına izin vermeden öz savunmaya geçiyoruz.” Türkiye’de kadına bakış açısının en somut yansımalarından birini meclisteki kadın temsiliyeti gösteriyor. Ülkede tam 26 dönemdir kadın temsili eksik, erkek egemen eril bir meclis tarafından yönetiliyor. Ataerkil erkek egemen toplumda kadına ‘verilen’ değer, elbette parlamentodaki koltuk sayısına da yansıyor. Ancak, toplumdan siyasete siyasetten topluma bir dönüşüm söz konusu ve bu dönüşüm kendini söylemlerle ortaya çıkarıyor.

En cinsiyetçi siyasetçilerde ‘Bülent Arınç’ üçüncü sırada

İngiliz gazetesi The Independent’ın geçen yılki ‘en cinsiyetçi siyasetçiler’ listesine, Bülent Arınç ‘bir kahkaha’ gücüyle üçüncü sıradan girmişti. 2015’in cinsiyetçi söylemleri ise bir önceki seneyi aratmıyor.

‘Kadın cinayetlerini sağır sultan duydu’

Kadının varlığını aileyle sınırlayan devletin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, 2 Ocak’taki bir etkinlikte kadına yönelik erkek şiddetini durdurma görevini erkeklere ve sivil toplum kuruluşlarına devretti. Kadın cinayetlerinin gündeme taşınmasından yakınan Bakan Ayşenur, aile içi şiddet nedeniyle Türkiye’de 170, Almanya’da ise 303 kadının öldürüldüğünü savunarak, “Almanya’daki durumu hiç duymuyoruz ama Türkiye’dekini sağır sultan bile duyuyor” dedi.

Koruma altında öldürülen kadınlardan haberi yok

Ayşenur İslam, 18 ayda 21 kadının koruma kararı altında öldürülmesine ise, “Bizdeki bilgilere göre koruma altında öldürülen herhangi bir kadın yok” dedi.

Kadın muhtara ‘bacım’ diyen Cumhurbaşkanı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, muhtarlara hitaben yaptığı konuşmada, Özgecan’ın katledilmesiyle ilgili tepkisini gösterirken, kadın bir muhtarın, “Benim 7 torunum var, kızım var. Nasıl okula göndereceğim?” sorusuna, “Bacım üstüne üstüne gideceğiz” yanıtını verdi.

‘Bu feministler filan var ya…’

Aynı toplantıda kadınları Allah’ın erkeklere emaneti olarak gördüğünü söylen Tayyip Erdoğan, “Ben kalkıyorum, ‘Kadının, Allah’ın erkeklere bir emaneti’ olduğunu söylüyorum, bu feministler filan var ya, bunlar da çıkıyor ‘Ne demek kadın emanetmiş’ diyor, ‘Bu bir hakarettir’ diyor. Ya senin bizim medeniyetimizle, bizim inancımızla, bizim dinimizle ilgin yok ki” dedi.

Çalışan kadınların engellenmesine müsaade etmemişler

Cumhurbaşkanı, çocuğu olan kadının, annelik görevlerini, çalıştığı iş yerinin engellemesine de müsaade etmediklerini ve bunun için geçen 12 yılda pek çok anayasal, yasal değişiklik yaptıklarını, mevzuat düzenlemeleri getirdiklerini bildirdi. Yapılan bir araştırmaya göre, çalışan nüfusun sadece yüzde 27’sinin kadın olduğu ve kadınların yüzde 25’i evlendikten sonra, yüzde 14’ü ise gebelik ve çocuk bakımı nedeniyle işten ayrıldığı tespit edildi.

‘Tecavüzler artıyor, çünkü rüzgar eken fırtına biçer’

TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerini Araştırma Komisyonu’nda konuşan AKP İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, “Diziler yapacaksınız, orada yenge kayın ilişkilerinde hiçbir sınır gözetmeyeceksiniz, hiçbir sınırlama tanımayacaksınız, sonra ‘tecavüzler artıyor’ diyeceksiniz. Ne bekliyorsunuz? Rüzgar eken, fırtına biçer. Kreş eken de huzurevi biçecek hiç kuşkunuz olmasın” dedi.

‘Bu feminyen anlayışlar’

İsmet, “Bizim yapmamız gereken anneliği, ev hanımlığını, eşliği yüceltmektir. Kadınlar kendi aralarında bunları çok örseliyorlar. Yapmamak lazım. Ne feminyen anlayışlarla, ne kalıp yargılardaki dine dayandırılan anlayışlarla ne kadını meta hale getiren modern paradigmalarla bu sorunun çözülme imkanı yoktur” sözlerini kullandı.

‘Kadının kötüsü çocuğuna el uzatır’

Antalya’da partisinin İl Kadın Kolları Kongresi’nde yaptığı konuşması ‘Kadına uzanan eller kırılsın’ sloganıyla kesilen Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Kadına uzanan eller kırılsın. Kim uzatırsa uzatsın kadına uzanan eller kırılsın. O elleri kıracağız” diye konuştu. ‘Erkeğin kötüsü kadına el uzatır, kadının kötüsü çocuğuna’ kültürüyle büyüdüğünü söyleyen Başbakan, “Kadınlarımızı ve çocuklarımızı da koruyacağız. Bu kültürü yaygınlaştıracağız, inşallah” dedi.

‘#KadınaŞiddetİnsanlığaİhanet’ videodan ibaret

Cumhurbaşkanı, Twitter üzerinden #KadınaŞiddetİnsanlığaİhanet hashtag’iyle videoda,”İnançları ve özgürlükleri uğruna her türlü çileye göğüs geren tüm kadınları selamlıyorum” dedi. Özgürlüğü için sokaklarda olan kadınlar için daha öncesinde, “Çocuk kadın fark etmez, gereği neyse yapılacak” diye belirtti.

Sümeyye Erdoğan: Eşitlik değil, adalet

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı ve KADEM Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan, “Dünyada Müslüman kadın algısı ve eşitlik mücadelesi” konulu verdiği derste, “Feminist bakış açısında kültürel olarak kadına evi, erkeğe de dışarıyı veren rol dağılımının dinden kaynaklandığı söylenir. Böyle tutunabildikleri birkaç hadisi ve ayeti alarak kendilerini desteklemeye çalışırlar. Kadının yaşadığı mağduriyetlerin sorumlusu olarak dini göstermeye çalışırlar. Tek hareket noktamız eşitlikse pozitif ayrımcılıkları istemek hakkımız olmaz. Ama adaletli davranmak söz konusuysa pozitif ayrımcılıkları istemek hakkınız oluyor” diye konuştu.

‘Kadın olduğunuz için siyaseti yakıştırıyorlarsa, hayır’

Başbakan Ahmet Davutoğlu, kadın adaylarla yaptığı toplantıda kadın adaylara, “Kim size sadece kadın olduğunuz için siyaseti yakıştırıyorsa ona ‘hayır’ diyeceksiniz. Her biriniz öznesiniz” dedi.

Afedersiniz rahim!

Cumhurbaşkanı 90’lı yıllarda SGK’nin icraatlerını eleştirirken, ‘rahimi’ dile getirmeye korktu ve “Yanlış iğne ile kolunu kaybeden yavrularımız, affedersiniz rahmini aldıran kadınlar, yanlış tedaviler” sözlerini kullandı.

Kadınlardan Cumhurbaşkanına: Sana sırtımızı dönüyoruz!

Iğdırlı kadınlar, miting için Iğdır’a gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sırtlarını dönerek protesto etti. Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında protestocu kadınlara hakaret etti.

Afedersiniz ahlaki olmayan yöntem, afedersiniz sırt!

Cumhurbaşkanı kadınlara için, “Şimdi geliyorum çok enteresan şurada bir grup, affedersiniz edebim müsaade etmiyor tabi de, sırtlarını dönerek işaret yapıyorlar. Ya sizde zerre kadar nezaket varsa, haysiyet varsa, yani zerre kadar kabiliyetiniz varsa siyasette yer parlamentodur. Orada konuşursunuz. Meydanlarda konuşursunuz. Kalkıp da bu tür tehditlerle bu tür affedersiniz ahlaki olmayan yöntemlerle bir yere varamazsınız” diye konuştu.

‘Kadın cinayeti demek konuyu büyütüyor’

Tayyip Erdoğan’ın “Kadına şiddet abartılıyor” ve Ayşenur İslam’ın “Kadın cinayetlerini sağır sultana duyurmaya gerek yok” sözlerinin ardından bir “kadın cinayetleri abartılıyor” söylemi de Sare Davutoğlu’ndan geldi. 2015’in ilk altı ayında 141 kadının katledilmesini kayda değer görmeyen Ahmet Davutoğlu, kadına şiddet konusuna yaklaşımını “Kadın cinayetleri dedikçe cinayetler neredeyse arttı. Kadına şiddet demek konuyu büyütüyor” sözleriyle ifade etti.

‘Sanki her kadın evinin dışında çalışmalıdır’

Sare ardından şöyle konuştu: “Kadının bazen evinin dışında para kazanması zor olabiliyor. Engelli evladı, yaşlısı olabiliyor. Bazen o noktaya getiriyoruz ki sanki her kadın evinin dışında da çalışmalıdır. O zaman çocuklarının annesi, ev kadını olarak katma değer üreten kadınlar da kendilerini kötü hissediyorlar.”

‘Bir kadın olarak sus’

Meclis Genel Kurulu’nda HDP’li Osman Baydemir’e yanıt veren Bülent Arınç, bu sırada ayağa kalkarak tepki gösteren HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’a, “Hanımefendi sus, bir kadın olarak sus” diye bağırdı. Söz alan HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, “Bir kadın olarak sus’ diye hakarette bulundu. Tüm kadınlardan özür dilemesini, burada şu anda istiyoruz” dedi.

Kadın vekiller: Erkek egemen dili kullanmayacağız

Başkanvekili Şafak, “İtirazınız tutanağa geçmiştir” dedi. Görüşmenin sonunda CHP ve HDP’li kadın vekiller Şafak’a Bülent Arınç’ı şikâyet etti. Nursel Aydoğan ise “Sayın Arınç” demeye devam edeceklerini ve kadınlar olarak erkek egemen dili kullanmayacaklarını söyledi. Nursel, “Arınç’ı yeni tanımıyoruz” derken “kadının gülmesini, kıyafetini suç sayan” değerlendirmelerini hatırlattı.

Sanattan spora erkeklik

Siyasetin toplumla ilişkisinin yanında elbette medyada ve sanat camiasında da ataerkil ve erkek egemen cinsiyetçi bir anlayış hakim. Algı yaratma açısından daha hızlı işlenen ve çoğu zaman aşılması zor cinsiyetçi yaklaşımlar, tıpkı siyaset gibi toplumla birbirini dönüştürüyor ve geliştiriyor. İşte hegemonik erkeklikler:

‘Mini eteği giyinince bas bas bağırmayacaksın’

Özgecan Aslan’ın katledilmesinin ardından Nihat Doğan’ın attığı, “Siz de mini eteği giyip soyunup laik sistemin ahlaksızlaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca da bas bas bağırmayacaksın” tweeti buna bir örnek.

Uğur Işılak fıtratı: Erkek sahip olur, kadın ait olur

Ya da Uğur Işılak’ın “Kadının fıtratında erkeğe köle olmak var. Kadının tabiatı bağlanmaktır, ait olmaktır. Erkeğinki öyle değildir. Erkek kadına ait olmaz, sahip olur. Bazı kadınlar bunu karıştırıyor; ben sahip olurum, sen ait olursun” sözleri, cinsiyetçi ve ataerkil toplum yapısını karşımıza çıkarıyor.

‘Senin yerin kocanın yanı, annenler seni kovsun’

Show Tv’de “Sahur ve İftar Vakti” isimli programın sunucusu ve İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Mustafa Karataş’ın programına telefonla bağlanan bir kadın şiddet gördüğü zamanlarda annesinin evine sığındığını belirtti. Mustafa Karataş ise kadına, “Senin yerin kocanın yanı. Kol kırılır yen içinde kalır. Bırakın boşanmayı. Annene babana da söyle sen gelince seni kovsunlar. Ufak şeyleri büyütürsen olmaz. Bazı şeylere katlanacağız, tahammül edeceğiz” dedi.

‘Kadın gibi yaşamayacağız’

Eril tahakkümün ve cinsiyetçiliğin en hızlı olarak yayıldığı yer hiç kuşkusuz futbol sahaları. Hegemonik erkekliğin temsili olan Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, “Öleceksek de adam gibi öleceğiz, kadın gibi yaşamayacağız” dedikten sonra bütün kadınlar ayağa kalktı. erktolia’nın başlattığı imza kampanyası ve basının aracılığıyla kadınlar özür dilenmesini istedi. İbrahim Hacoğlu da bunun üzerine özür dilemek durumunda kaldı. Üstelik şu şekilde:

‘Benim annem de kadın’

“Kendine malzeme arayanlar başka kapıya gitsinler. Alınan üzülenler varsa bundan kahrolurum, bin kere özür dilerim. Beni doğuran annem de bir kadın, çocuklarımın annesi de bir kadın. Samimi olarak benim sözlerimden incinen bütün hanımefendilerden özür dilerim. Art niyetli olarak bunu kullanan, milletvekili de olsa, özür dilemiyorum.”

KA.DER: 13 yılın kadına dönük algısının vücut bulmuş hali

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) Ankara Şubesi Başkanı Hatice Kapusuz da parlamentodaki söylemleri JINHA’ya değerlendirdi. Kadın Bakanlığı’nın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına dönüşmesini son 13 yılın kadına dönük algı ve politikasının vücut bulmuş hali olarak gören Hatice, bu durumun Türkiye’deki ekonomi – politikadan bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti.

“Kadının üretim alanından çekilmesi ve ev içinde yeniden üretim işlevi görmesi, devletin sorumluluk alanındaki sosyal politikaların sürdürülmesinde taşeron işlevi görmesi bu politikanın temel unsuru” diyen Hatice, bu unsurun hayata geçmesini ise toplumdaki kadın algısının kökten değişmesine dayandığını söyledi. Hatice sözlerine şöyle devam etti: “Algı değiştirme politikaları kapsamında eşitliğin tartışmaya açılması, adalet ve fıtrat söylemleri önemli bir işleve sahip. Söylem sahipleri kendi hayatlarında uygulamadıkları pratikleri söylemleştiriyor ve toplumsal mühendislik yapıyorlar. Bu süreçte kadınlara ait sorunlar; şiddet karşıtı ve ekonomik özgürlük gibi varoluşsal mücadeleler önemsizleştiriliyor.”

‘Kadın mücadelesinde yer alanlar iktidarın hedefinde’

Hatice’ye göre, tüm bu tartışmalarda kadın mücadelesinde yer alan, bu algıyla mücadele eden kadınlar ise iktidarın hedefinde. Kadınların hedef gösterildiğini ve nefret söylemine maruz bırakıldığını belirten Hatice, “‘Feminizm’in dinimizde yeri yok’ açıklaması bunun en bariz örneği. Bu söylem feminist bir kadını açık hedef açık hedef haline getiriyor” diyor.
Sibel Yükler – JINHA